Bugün 27 Nisan 2024 … Gazi Paşa’nın dünya çocuklarına ve kendi ülkesinin çocuklarına hediye ettiği günün üstünden tam tamına dört gün geçti. Muhtemel siz yazıyı okurken daha da fazla gün geçmiş olacak. Herkes hayata baktığı pencereden bu özel günü, inanış şekline, örf ve adetine, kültürüne, siyasi ve ideolojik bakış açısına göre yorumlayıp kutladı. Ben ise gamlı baykuş gibi dört gün boyunca medyaya servis edilen apaçık yayınlamaktan utanacağımız fotoğrafların uykumu kaçırması ile cebelleşiyorum. Bir ülkenin eğitim veren kurumlarında eğitim ve öğretimden sorumlu olan öğretmenleri tarafından çocuklar nasıl istismara açık hale getirilir? İlk başta anlamaya çalıştım. İnsanoğlu denen varlık hata yapmak ile meşhurdur. Diyelim eğitimciler bir hata yaptı, bu çocukları kendinden bile korumakla mükellef olan anne babalar buna nasıl izin verdi? Nasıl yüksek sesle itiraz etmediler. Çocuklarımızın modern dünya denilerek içine düşürülmeye çalışılan bataklığın hiç mi farkında değiliz? Bunları düşünürken belki de gerçekten farkında değilizdir dedim. Belki de çocuk gözüyle cinsiyet, cinsellik kavramının yaş aralıklarına göre onlara ne ifade ettiğini bilmiyoruzdur. Eğer bunu anlarsak bireyin karakterini, hayatını, toplumun en küçük yapı taşı ailenin toplumu nasıl etkileyeceğini öğrenmiş oluruz. İşte bunu anlayabilmek için bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimi anne karnında başlar. Bu gelişim annenin doğum öncesi ve sonrası yaşadığı hastalıklar ve kazalar, aile ortamı, Sosyo-ekonomik kültürel düzey ile devam eder. Çocuk yetişkin olana kadar devam eden bu süreç bireyin karakterini, yaşayışının temelini oluşturmaktadır. Çocuklarımızın beyin gelişimi, boy ve ağırlık, vücut özellikleri, duyularını vb. etmenler onların fiziksel gelişimini etkileyen ana faktörlerdir. Dikkat, yaratıcılık, oyun kurma, problem çözme yetenekleri bilişsel gelişimini, sosyal gelişimini ise oyun, bağlanma, empati gibi duygular oluşturur. Çocuklarımızın cinsel gelişimini cinsiyet rolünü algılayışı, çevresel ve biyolojik etmenler belirlemektedir.
Çocuklarımız cinsel kimliklerini sadece fizyolojik özelliklerden oluşturmazlar. Zaten her şey bu etmen üzerinden oluşsaydı son zamanlar dünya toplumlarının her bir yerinde yükselen cinsel kimlik bunalımı doğmazdı. Çocuklarımız cinsel kimliklerini, anne ve baba hatta yakın çevredeki rollere bakarak geliştirirler. Bir kız çocuğunun annesine bakarak oluşturduğu kadınsal kimlik, erkek çocuğunun babasına bakarak erkek kimliğini oluşturması gayet doğal bir süreç iken şimdi yaşanan bunalımda erkeği kadına, kadını ise erkeğe döndürme eğiliminin en temel düzeye indirilip çocuklara dayatıldığını görmekteyiz. Eskiden kız çocuklarımızın annesinin rujunu ayakkabısının giymesi ruhumuzda hafif bir tebessüme sebep oluyordu. Artık çocuklarımız bunları yaptığında tehlike çanlarının çalıyor. Artık çocuklarımızın sağlıklı bir çocukluk geçirmesi tek ana hedefimiz haline gelmelidir.
Birbirinden farklı gibi gözüken iki bağımsız olay üzerinden size çocuklarımızın cinsel kimliği üzerinden oynatılan acımasız oyunu anlatmak istiyorum. Birincisi ‘’çocuk bayramı’’na konu olan çocuklarımızın çocuk dışında her şey olmasına izin verilen kurgu. Küçücük çocukların ancak bir yetişkin olduğunda kendi iradesiyle giymek isterse giyebileceği, sekiz on yaşında çocukların giyindiğindeyse ancak onu istismara açık hale getirecek, fiziksel veya zihinsel gelişimine katkısı olmadığı gibi de boy ve ağırlığından vücudununda eğer değişik bir durumun var ise akran zorbalığına maruz kalabileceği kıyafetleri hangi sebeple onlara giydiriyoruz? Bir kız çocuğunun
zamanından önce kadın olmaya zorlamak nasıl iğrenç bir zihnin tezahürüdür. Öğretmenler eğitim ve öğretimden bizzat sorumludur. Çocuklarının fiziksel ve ruhsal gelişimine zarar verecek bu kurgunun içinde nasıl yer alabilirler? Tamam diyelim ki hata yapıldı peki bu hata bir özür ile geçiştirebilir mi? Hayır! Çünkü bu hata başka bir hatayı doğuruyor. Az önce zikrettiğim ikinci bağımsız olayların sonucu zincirleme hataları beraberinde getiriyor. Çocuklarımıza çocuk olmak dışında yüklediğimiz her misyon başka bir hale evrilip bize zarar olarak geri dönüyor. Erken yaşta kadın veya erkeklik kimliği dayatılan çocuklar bunun gereklerini yerine getiremeyeceği için o boşluğu yanlış şeylerle dolduruyor. Gençler arasında çok aktif kullanılan bir sosyal medya uygulamasında genç kızların aşırı makyaj uzun tırnak müziklerle yapılan danslar ile beğenilme ve takdir edilme duygusu küçük çocukların bunu taklit etmesine sebep oluyor. Çünkü çocuk etrafında ki genç ablayı örnek alıyor. Sosyal medya üzerinden çok basit bir araştırma ile 8-10 yaş aralığında çocukların atlete benzer kıyafetlerle danslar ettiğini yapılan yorumlar ise ne kadar açık istismara
maruz kaldıklarının göstergesidir. Hatta bu durum bir pedagog veya diğer uzmanlar tarafından incelendiğinde ülke de ağır bir pedofili vakasının tespitini yapmak hiçte abartı sayılmayabilir. Başka bir durum ise cinsel kimliği fizyolojik olarak tam oluşmamış çocuklara yapılan bu kimlik dayatması çocuklara cinsel kimlik bunalımı yaşatıyor. Bunu şöyle anlatmak istiyorum. Erkekliğin tüm fiziksel özellikleri oluşmayan ergenlik döneminde yaşıtları gibi sesi kalınlaşmayıp ince olduğunda çocuk tam tersi bir yönelim içinde bulunabilir. Bunun en büyük s
ebebi çocuğa yaşından önce bir şeyleri dayatmaktan gelmektedir.
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız? Çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal gelişiminin bize yani çevresine endeksli olduğunu bilmeli, kabul etmeliyiz. Toplumdan dışlanırız, yaftalanırız korkusu ile sessiz kalmamalıyız. Tek hedefimiz çocuklarımızın çocukluğunu yaşaması olmalı. Çevresinden gelecek tüm dayatma ve çirkinliklerine karşı dimdik durmalıyız. Çocuklarımızı aile içi ve dışı ruhsal ve fiziksel şiddetten korumalıyız. Çocuklarımızı akran zorbalığından korumalıyız, çocuklarımızı sapkın akımlardan korumalıyız. Çocuklarımızın yaşaması gerekenin sağlık beslenme, barınma, korunma olduğunu bilmeli parkta oyun oynamak, anne baba arkadaşla kaliteli zaman geçirmek, eğitimine öncelik vermek gibi vb. dertlerimiz olmalı. Çocuklarımıza elini uzatanların ellerini kırmalıyız. Çünkü korunmaya muhtaç olan çocuk yarının bireyidir. Toplumun temel taşı olan ailenin özüdür. Sağlık ve mutlu çocuklar sağlıklı mutlu bireyler, sağlıklı aile demektir. Ülkenin geleceği çocuk bayramını çocukça yaşayan çocuklardan geçmektedir.
Selam ve dua ile ….
